Tüzel Kişiler İçin Yeni Bir yükümlülük: Gerçek Sahiplerini Tescil Ettirmek

23. 2. 2018

1 Ocak 2018’den itibaren tüm şirketler ve ticari tüzel kişilikler; gerçek hissedarlarına ilişkin yeterli kayıtları tutmak ve gerektiği zamanlarda güncellemek yükümlülüğünün yanı sıra, söz konusu kişinin neden gerçek hissedar olduğunu da açıklayabilecek durumda olma yükümlülüğü altına sokulmuş olmaktadır ki, bu yükümlülük aslen teamüllere de çok uygun olmamakla birlikte, yasalardaki belirli hükümlerce kara para aklama ve terör faaliyetlerinin finanse edilmesini önlemek amacı ile getirilmiştir. Peki; o zaman, gerçek hissedar kimdir?

Yasanın yaptığı tanıma göre; gerçek hissedar, ilgili tüzel kişilik üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak baskın etki yapma yetkisine sahip gerçek kişileri ifade etmektedir. Başka bir anlatımla; ilgili organizasyonun adı her ne olursa olsun, arkasında mutlaka bir gerçek kişi bulunmaktadır. Bir tüzel kişinin hissedarının başka bir tüzel kişi, o tüzel kişinin de hissedarının bir başka tüzel kişi olduğu durumlarda dahi; hissedarlar zincirinin en sonuna kadar gidilerek, söz konusu tüzel kişinin gerçek hissedarının hangi gerçek kişi olduğunu bulmak mümkündür.

Dahası; kanun, gerçek hissedar olunmasına ilişkin karineleri de tanımlamıştır. Gerçek hissedar:

 

a) Tek başına veya birlikte hareket ettiği kişilerle birlikte oy haklarının veya hisselerin % 25’inden daha fazlasına sahip olan;

b) Tek başına veya birlikte hareket ettiği kişilerle birlikte yukarıda (a) bendinde tanımlanan kişiyi kontrol edebilen

c) İlgili tüzel kişiliğin kârının %25 veya daha fazlasının lehdarı olan;

d) İlgili tüzel kişiliğin zorunlu organ üyesi, tek yetkili temsilcisi, veya buna benzer bir statüye sahip olup, yukarıda sayılan bentlerin kapsamına girmeyen kişiler.

 

Bir şirketin gerçek sahibini, yalnızca hissedarlık yapısına dayanılarak belirlenemeyecek olduğu zamanlarda dahi; örneğin yabancı bir tüzel kişiliğin hissedarı olup da hissedarlık yapısını bilmiyor veya yukarıdaki bentlerde sayılan çerçevede gerçek hissedar olmayan bir kişi (gerçek anlamda hakim bir etkiye sahip olmayan kişi) ; bir şirketin zorunlu organ üyesi de; gerçek hissedar olarak kabul edilebilmektedir. Bu durumda, her şirketin bir gerçek kişi sahibi olmak zorundadır. Kanun ayrıca, her bir tüzel kişiliğin gerçek sahiplerine ilişkin kayıtları, bu kişi ile tüzel kişilik arasındaki ilişkiyi açıklamaya yetecek belgeler ile birlikte kayıt altına alma zorunluluğu getirmektedir. Bu kayıtlar, gerçek hissedarlık durumu devam ettiği sürece tutulmak ve sona ermesinden itibaren dahi 10 yıl boyunca saklanmak zorundadır. Buna ek olarak, söz konusu kanunun yürürlüğe girmiş olduğu tarih olan 1 Ocak 2018’den önce kurulmuş olan şirketleri de kapsadığını belirtmeliyiz.

 

Yukarıda açıklananlar doğrultusunda, tüzel kişiliklerin gerçek sahiplerinin kayıtlarının tutulacağı yeni bir sicil bölümü kurulmuş olup; mahkemelerce tutulmakta olan bu ticaret sicilindeki kayıtlar; genel bilgiler değil ad, adres, doğum tarihi, milliyet ve ilgili kişinin gerçek hissedar olduğunu kanıtlayan diğer bilgileri içermektedir. Geçiş dönemine özel olarak, tüzel kişiliklere söz konusu tescilleri gerçekleştirebilmeleri için 1 Ocak 2019 tarihine kadar süre tanınmıştır.

Kamu kurumları; finansal otoriteler ve mahkemeler; bu yükümlülüğü yerine getiremeyen veya kayıtları şüphe uyandıran tüzel kişilerden söz konusu şüpheyi gidermelerini veya eksiklikleri tamamlamalarını isteyebileceklerdir.

Sonuç olarak; kanun her ne kadar açık bir ceza tanımlamamış olsa dahi, tüm tüzel kişilere, bu yükümlülüğü 2018 yılı içerisinde yerine getirmelerini öneririz.

Bülten - Güncel kalın

Doğrudan e-postanıza teslim ediyoruz

CAPTCHA
Spam karşı kontrol etmek için görüntüyü kopyalayın.
Otomatik spam'i önlemek için bir insan kullanıcı olup olmadığını belirlemek için bir test.
© Schaffer & Partner 2022 | Created by: drualas.cz

Bu web sitesi hizmet vermek ve trafik analizi yapmak için çerezleri kullanır. Çerez ayarları hakkında daha fazla bilgi için, buraya tıklayın