Ticaret Sicilinde Doğru ve Güncellenmiş Verilerin Önemi - İhlal Halinde Mahkeme Kararı ile Cebren Tasfiye

Medeni Kanun, Ticaret Şirketleri Kanunu ve Tüzel Kişilerin Kamuya ait Kayıtlarını Düzenleyen Kanun gibi mevzuat,  şirketlerin sicilleri tutan mahkemelerce, tarafından geri dönülemez bir şekilde kapatılmasını düzenleyen bir dizi hüküm içermektedir.

Yargılama, tüzel kişiliğin yukarıda belirtilen mevzuatttan kaynaklanan yükümlülükleri uygun bir şekilde yerine getirmemesi ve mahkeme tarafından çıkarılan düzeltme talebini yerine getirmemesi halinde bu tür bir tasfiye ile sonuçlanır.

Sonuç, şirketin tescil mahkemesi tarafından geri alınamaz bir şekilde kapatılmasıdır ve yürürlükteki mevzuata ve Çek Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nin yerleşik kararlarına göre, böyle bir mahkeme kararına da  herhangi bir şekilde itiraz etmek de mümkün değildir.

Söz konusu kararlar, özellikle; aşağıda belirtilen yükümlülüklerin ihlaline ilişkin alınmaktadır.

- Tescil mahkemesi tarafından talep edilmesine rağmen, sicile tescil edilmesi gereken belgelerin teslim edilmemesi,

- şirket bir sanal ofiste tescil edilmiş olup, fiziken söz konusu adreste hiçbir faaliyet göstermemesi

- şirketin iştigal konusunu yerine getirebilmek için sahip olduğu izinleri kaybetmesi

- Limited şirketin temsile ve ilzama yetkili olarak seçtiği müdürün veya bir anonim şirketinin yönetim veya denetim kurulu üyesinin kanunca belirlenen sürede atanmaması,

- şirketin faaliyet konusunu yerine getirememesi ve bu durumun bir yılı aşacak şekilde sürmesi

- ticari işletme, sadece bu tür kişilerin yardımı olmaksızın (tipik olarak belirli ticaret türleri için gerekli olan yetkili bir temsilci olmadan) geçerli yasal düzenlemeler uyarınca bir birey tarafından gerçekleştirilebilen bir ticari faaliyet yürütür,

- Şirketin, yasa ihlali teşkil eden  bir faaliyette bulunması veya böyle bir amaca ulaşmak üzere çalışması,

- Bir limited şirketin karşılığı ödenmiş çıkarılmış paylarını devretmek üzere bir aydan uzun süre ile karar alamaması ve buna rağmen sermayesini azaltmaması,

- Hissedar sayısının kanunca belirlenen alt limitin altına düşmesi,

- Şirketin bazı  hisselerinin, Ticari Şirketler Kanunu’na aykırı bir durumu bulunan başka bir şirketçe satın alınmış olup,  elden çıkarılmaması, buna rağmen iptal de edilmemesi veya sermayenin söz konusu hisselerin nominal veya defter değeri üzerinden dahi azaltılmaması,

- şirketin, ortaklar arasında bulunan ticari ihtilaflar nedeni ile iş yapamaz hale gelmesi,

- Sınırsız sorumlu bir şirketin hissedarının, görevlerini özellikle ciddi şekilde ihlal etmesi veya şirketin kuruluş amacını yerine getirmenin olanaksız hale gelmesi,

Yukarıda belirtilen tüzel kişiliklerin kanuni görevleri ile ilgili olarak, mahkeme tarafından yöneltilen taleplerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Zira kanun, ilgili şirketin mahkemenin bu isteğini verilen süre veya süre verilmediği hallerde makul süre içerisinde çünkü yerine getirmediği taktirde, ilgili mahkemenin alacağı zorunlu tasfiye sonucunda infisah kararı itiraz ve temyize kapalı şekilde verilmektedir. Başka bir deyişle, mevcut yasalar, söz konusu tasfiye kararını ortadan kaldırmaya veya geri almaya yönelik hiçbir imkan tanımamaktadır!

Çalışmamızı hazırlarken, tasfiyeye neden olan (örneğin, şirketin kayıtlı olduğu adresin ofis olarak kullanılma yetkisine sahip olmadığı durumlarda asıl kiracıların verdikleri dilekçelere ek olarak), vergi dairelerinin gerekli belgelerin tescil edilmemiş olması gerekçesi ile veya vergi idaresinin gerekli gördüğü işlemlerin yerine getirilmemesi gibi nedenlerle açılmış zorunlu tasfiyeler ile de karşılaşılmıştır.